Mehmet Sürer’den Gezi Güncesi (Belemedik – Çamardı) 11 Kasım 2017

Mehmet Sürer’den Gezi Güncesi (Belemedik – Çamardı) 11 Kasım 2017

Sonbahara Yolculuk Başka Güzel…
MFD’nin gezi listesi müdavimlerinden olan Belemedik yolları; her yıl olduğu gibi aylardan Kasım ve günlerden bir Cumartesi olunca, yine göründü demektir …
Ha belirteyim hemen, ‘’Yine göründü’’ derken; ‘’Ben daha önce o filmi izlemiştim’’ durumuna hiç benzemez MFD gezileri. Tam aksine bu gezilerde bizleri (tabi ki benzerliklerin yanında), her defasında farklı bir tat, farklı bir his ve farklı faklı kareler bekler. Çünkü her defasında, ışık farklıdır, mekanlar farklılaşmıştır, konular farklıdır, doğa farklıdır ve bizler farklıyızdır…
Sabah erken saatlerde çıkılan yataklarımızdan ve yaptığımız gezi hazırlıklarımızdan sonrasında, geziye katılacak arkadaşlarla buluşulan MFD önündeki sohbetler, hal-hatır sormalar sırasında dikkat ettim ki herkesin (arada uyku mahmurluğu olanlar dahil olmak üzere) ufaktan kanları kaynıyor, gözleri ışıldıyordu… Saat 06:30 u gösterdiğinde bizleri, ufak çaplı maceralarımıza ve çekerken her birinde dünyadan sıyrılıp kadraj içerisinde kaybolduğumuz anlara ulaştırmak üzere, minibüslerimizin  tekerleri dönmeye başlamışlardı yine. Ve ilk mola yerimiz olan Pozantı Pelit tesislerine kadar bizlere, fonda Şebnem Ferah, MFÖ, Haluk Levent, Sıla gibi şarkıcıların hit şarkıları eşlik ediyordu (kaptanımız Serkan sağolsun, şarkı seçimleri için kutluyorum)…
Pelit Tesisleri’nde kahvaltı, ihtiyaç molası ve yerel ürünler reyonundan alışverişlerlerimizi yaptıktan sonra ufak maceralarımıza hazırdık artık. Şahsen o reyonlardan, taze çiğ-kabuklu yer fıstığı, kurutulmuş menengiç, cevizli sucuk aldım…  🙂
Belemediğe birkaç km beride Çakıt suyu kenarında, tren yolu kenarında indiğimizde olağanüstü bir sonbahar ışığı ve renkleri önümüzde bizleri bekliyordu. E tabi durur mu MFD gezginleri, anın ve doğanın keyfi çıkarıla çıkarıla peşpeşe deklanşör sesleri gelmeye başlamıştı bile… Hep beraber güzel ışığın, doğanın, güzel havanın tadını çıkarmaya başlamıştık 🙂 Ve sonrasında, sonbahar renkleri eşliğinde kah tren yolundan, kah stabilize-asfalt yoldan Belemediğe doğru yürümeye başladık. Yol boyunca, herkes ne istiyorsa onu çekiyor ve keyf alıyordu…. Belemediğe varana dek birkaç defa tren de geçti yanıbaşımızdan. Araçlarımızdan biri önden Belemediğe gitmiş ve diğeri ise her ihtimale karşı arkamızdan usul usul bizleri takip ediyordu.
Belemedik tren istasyonu ve sonrasında 200 yıllık anıt çınar ağacının ve köy evlerinin sağda solda olduğu Belemedik meydanına geldiğimizde saatler 10:30 u gösteriyordu. Meydan ve piknik alanı tam istediğimiz gibi tenhaydı ve bizleri sevimli Belemedik yaylasının kedileri (renk renk, cins cins) ve açıkta otlanan bir yılkı bekliyordu. Ve tabi ki tam anlamıyla sonbaharın tam ortasındaydık.  ”Bu geziye katılmasam, bu saatte muhtemelen hala evde yatakta dinleniyor olurdum” ”Ne iyi ettik te geldik” sohbetleri o an kaçınılmazdı ve yaşandı 🙂
Belemedik’te havayı ve renkleri tekrar tekrar içlerimize doldurduk, gördüğümüz yılkıyı ve etrafı fotoğrafladık, kedileri sevdik, yanımızda getirdiğimiz azıkları atıştırdık, kedileri de unutmadık besledik. Öğle yemeği için kasap lokantasına gitmeden önce meydanda, hep beraber MFD gezi hatırası fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmedik 🙂 Ve gezimizin ikinci kısmı olan Çamardı yolu ve dağları tarafına hareket ettik…
Öğle yemeği için Çamardı yolundaki ”Kovboy Ali’nin Yeri” adlı kasap lokantayı mesken tuttuğumuzda, işletme sahipleri sevinçten havalara uçtular desem yeridir. Açık yayla havası insanı güzel acıktırıyor 🙂 2 minibüs dolusu aç gezgin ! Tam istedikleri müşteri profili 🙂 Uzatmadan,burada yemeklerimizi yedikten sonra, yol boyunca sıkça durarak muhteşem dağ manzarası ve yolların içerisinde deklanşörlerimiz bolca konuştu. İlerideki Demirkazık Dağı yamaçlarındaki Demirkazık Köyü girişi fotoğraf molamızda deklanşör seslerimize yüksek frekanslı drone sesi de karıştı… Arkadaşımız Volkan Gökhan Turan, dronunu görücüye çıkarmıştı 🙂 Valla hemen belirteyim, kahvesini henüz içemedik ama dron kızımızı pek beğendik, pek sevdik… Ona MFD gezginleri olarak poz vermeyi de ihmal etmedik.
Dönüşe geçtiğimizde günbatımı renkleri eşliğinde yine dağ manzaraları ve modellik yapan arkadaşlarımızın fotoğraflarını çektik. Yol kenarındaki sıra sıra uzanan elma bahçelerindeki ağaçlardan, sanırım biz yolculara ve doğaya tek tük bırakılmış olan elmaları topladık, afiyetle yedik ve sahiplerine hayır duası ettik 🙂 Eeee, dalından meyva koparıp yemek tabi ki güzel…Ve günbatımı sonrası minibüsümüzün burnunu Mersin’e doğru çevirdik…
Gezi boyunca tüm katılımcılar samimi, güleryüzlü, yardımsever ve hoşsohbetti 🙂 Doğada mümkün olduğunca ayak izlerimizden başka birşey bırakmamaya çalıştık. Doğadan da fotoğraf ve anılarımız dışında birşey almamaya çalıştık.
Bu güzel gezide emeği geçen, başta Savaş Varlısoydaş olmak üzere tüm arkadaşlarımıza ve tüm katılımcı arkadaşlara,  içtenlikleri ve iyi bir gezi arkadaşı oldukları için, teşekkür ediyoruz.
Başka bir MFD gezisinde görüşmek dileği ile, esen kalın…
Mehmet SÜRER / Kasım 2017


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir